
Buğday üretiminde yıllarca sadece belirli bölgelerin sorunu olarak görülen karakök hastalığı, bu yıl Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada baş gösterdi.
Buğday tarlalarında sinsi bir biçimde ilerleyen ve hasat yaklaştıkça gerçek yüzünü gösteren en tehlikeli kök hastalıklarının başında Take-all, yani karakök hastalığı geliyor. Peki, üreticinin son yıllarda adını daha sık duyduğu bu hastalık tam olarak neyi ifade ediyor ve tarlada kendini nasıl belli ediyor? GENTA Ür-Ge ve Tarla Bitkileri Sorumlusu Melih Baldırlı, karakök hastalığını şu sözlerle tanımlıyor: “Karakök, buğday ve arpa başta olmak üzere tahıllarda görülen, kök ve kök boğazını etkileyen önemli bir mantar hastalığı. Hastalığın etmeni, toprakta uzun yıllar canlı kalabilen Gaeumannomyces graminis adlı mantar.” Mantarın toprakta yıllarca spor veya misel formunda pusuya yattığını belirten Baldırlı, üreticilerin tarlaya girdiğinde bu hastalığı diğer fizyolojik stres faktörleriyle karıştırmaması gerektiğinin altını çiziyor.
Küresel bir tehdit
Karakök hastalığı sadece Anadolu topraklarına has bir sorun teşkil etmiyor. Dünyanın en büyük buğday üreticileri olan Avrupa Birliği ülkelerinde, Avustralya'da, Kuzey Amerika'da ve özellikle yağışlı ve ılıman iklim kuşağındaki İngiltere ile Fransa'da, her yıl milyonlarca dolarlık zarara yol açan küresel bir tarım problemi olarak biliniyor. İngiltere’de yapılan araştırmalar, uzun yıllar üst üste buğday ekilen arazilerin neredeyse yarısında bu fungusun ekonomik zarar eşiğinin üzerinde bulunduğunu gösteriyor.
Dünyada bu hastalıkla mücadele için çok ciddi biyoteknolojik yatırımlar yapılıyor, dayanıklı çeşitler geliştirilmeye çalışılıyor. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte, kış aylarının daha ılık ve yağışlı geçmesi, mantarın toprakta kışlama başarısını artırırken, dünya genelinde de hastalığın etki alanını yukarı enlemlere doğru kaydırıyor. Yani küresel buğday piyasası da bu sinsi kök çürüklüğünün yarattığı rekolte baskısını her an yakından hissediyor.

Hastalığın görüldüğü bölgeler artıyor
Geçmiş yıllarda tarım literatürüne veya saha raporlarına bakıldığında, buğdayda kök hastalıkları ve özellikle karakök denildiğinde akla ilk gelen bölge nemli ve yoğun üretimin yapıldığı Trakya oluyordu. Ancak iklim dengelerinin değişmesi, bu konudaki yerleşik bilgileri de farklılaştırıyor. Bu yıl sahadan gelen hasat raporları, hastalığın sınırlarını çoktan aştığını gösteriyor. Baldırlı, bu sezon gerçekleştirdikleri yoğun tarla ziyaretleri ve sahadan aldıkları geri bildirimler doğrultusunda coğrafi risk haritasının nasıl değiştiğini şu sözlerle aktarıyor: “Geçtiğimiz yıllara kadar hastalık büyük ölçüde Trakya’da olurdu. Ancak bu yıl Trakya Bölgesi başta olmak üzere Doğu Anadolu ve Ege Bölgesi’nde de bu hastalıkla sıkça karşılaşılıyor. Özellikle pH’sı 8 ve üzeri olan alkali topraklarda, taban suyu seviyesinin yüksek olduğu alanlarda ve yağışların yoğun geçtiği bölgelerde karakök hastalığının şiddeti arttı. Bu nedenle birçok üretici ciddi verim kayıplarıyla karşı karşıya kaldı.”
Hastalıkla mücadele çözümsüz değil
2026 yılı buğday hasat sezonu, tarım sektörüne çok önemli bir gerçeği gösteriyor: Doğayla inatlaşarak, ezbere dayalı yöntemlerle ve toprağın altını görmezden gelerek sürdürülebilir bir tarım yapmak mümkün görünmüyor. İklim değişiyor, yağış rejimleri farklılaşıyor ve bunun sonucunda geçmişte önemsenmeyen hastalıklar bugün en büyük kayıp faktörleri hâline geliyor. Take-all yani karakök hastalığı, tarlalarda yapılan yanlış tarım uygulamalarının, ihmal edilen münavebenin ve zayıf drenaj yönetiminin bir faturası olarak karşımızda duruyor.
Detaylar tarlasera Haziran sayısında!