
Çin’in küresel ekonomik yükselişinin temelinde, 1978 tarım reformlarıyla sağlanan verimlilik artışının sanayi ve altyapı yatırımlarına kaynak ve iş gücü oluşturması yatıyor.
Çin’in hızlı yükselişinin arka planında çoğu zaman gözden kaçan ama belirleyici unsur dönüşümün tarlada başladığı gerçeği. 1970’lerin sonunda nüfusun yaklaşık yüzde 80’i kırsalda yaşıyor, ülke toplam üretiminin neredeyse yarısı tarımdan geliyordu. Tarımdaki verimsizlik hem gıda kıtlığına yol açıyor hem de sanayiye aktarılabilecek işgücü ve sermayeyi sınırlıyordu. Çin, kalkınma hamlesinin ilk adımını bu nedenle tarımda attı.
Dört yılda yüzde verim artışı
1978’de uygulanan reformlarla kolektif üretim sistemi kaldırıldı, hanelere kendi üretimlerinden pay alma hakkı verildi. Bunun sonucu çarpıcıydı: Tarımsal verim yalnızca dört yıl içinde yaklaşık yüzde 30 arttı, tahıl üretimi yıllık bazda çift haneli büyüdü ve milyonlarca kırsal aile ilk kez anlamlı bir gelir artışı yaşadı. Tarımsal verimlilik arttıkça aynı üretimi daha az iş gücüyle yapmak mümkün hâle geldi; böylece tarımdan serbest kalan milyonlarca kişi 1980’lerle birlikte hızla büyüyen sanayi bölgelerinde istihdam edilerek Çin’in ‘dünyanın fabrikası’na dönüşmesinde kritik rol oynadı.
Ekonomik istikrarın temel taşı tarım oldu
Tarımdaki sıçrama yalnızca insan kaynağı yaratmadı; finansman sağladı. Gıda üretimi istikrara kavuşunca devlet pahalı ithalata bütçe ayırmak yerine kaynaklarını ulaştırma, enerji ve sanayi altyapısına yönlendirebildi. 1980–2000 arasında Çin’in altyapı yatırımlarındaki büyük artış, tarımsal fazlanın sağladığı bu bütçe rahatlığı sayesinde mümkün oldu.
Ayrıca tarım, ekonomik istikrarın da temel taşıydı. Gıda arzının güvence altına alınması, enflasyonun kontrolünü kolaylaştırdı ve yabancı yatırımcılar için öngörülebilir bir ortam yarattı. Bu istikrar, Çin’i küresel üretim zincirlerinin cazip merkezi hâline getiren görünmez faktörlerden biri oldu.
Ülkeyi yukarıya taşıdı
Bugün tarımın milli gelirdeki payı gerilese de etkisi devam ediyor. Kırsal bölgelerde yükselen gelirler, Çin’in dev iç pazarını besliyor; tüketim talebi artık büyümenin önemli bir motoru. Özetle Çin’in yükselişi, çelikten elektroniğe uzanan bir sanayi hikâyesi gibi görünse de aslında tarımdaki verimlilik devrimiyle başladı, tarlanın ürettiği fazlalık hem insan gücüne hem sermayeye dönüşerek ülkenin tüm ekonomik yapısını yukarı taşıdı.