tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

26.1.2020

Göbeklitepe’de tarımın gizemi aydınlanıyor

gobeklitepe-de-tarimin-gizemi-aydinlaniyor1.jpg

Atiye dizisiyle birlikte geniş kitlelerin ilgisine neden olan Göbeklitepe’de yer alan 10 bin yıllık kalıntılar, insanlık tarihine ve tarıma bakış açımızı kökten değiştirecek nitelikte.

Dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biri olarak 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine giren Göbeklitepe bugünlerde herkesin dilinde. Hem Türkiye hem de yurtdışında ilgi gören Atiye dizisiyle birlikte yepyeni bir popülerlik kazanan Göbeklitepe, binlerce yıllık taşların arasında saklı mirasıyla yalnızca bilim insanlarının değil tüm dünyanın merakını cezbediyor.

Tıpkı Atiye dizisinin gizemle dolu konusu gibi, yaklaşık 10 bin yıllık bir geçmişe ait Göbeklitepe, bilimsel olarak kabul görmüş pek çok algıyı değiştirmeye başladığı gibi pek çok da sırrı açığa çıkarıyor. Bu sırların merkezini ise insanlık tarihinin belki de en önemli dönüm noktası olarak kabul edilen Tarım Devrimi oluşturuyor.

gobeklitepe-de-tarimin-gizemi-aydinlaniyor3.jpg

Dikilitaşlar bize neyi anlatıyor?

Şanlıurfa il merkezine bağlı Örencik köyündeki Göbeklitepe’de Neolitik Çağ’a, yani Cilalı Taş Devri’ne ait kalıntılar ilk olarak 1963 yılında tespit edilmişti. Uzun yıllar sonra, 1995’te arkeolog Klaus Schmidt’in başkanlığında başlayan kazılarla birlikte ortaya çıkarılan anıtsal yapılar toplum, din, tarım ve sanatın geçmişine dair ezberleri bozuyor.

Elde edilen veriler, Göbeklitepe’deki dikilitaşların tarımsal üretime henüz geçmemiş olan avcı-toplayıcı insan toplulukları tarafından yapıldığını gösteriyor. Bu da, yerleşik düzen ve dinsel inanç sistemlerinin Tarım Devrimi’yle başladığı yönündeki geleneksel görüşü çürütecek kadar kritik bir bulgu demek!

Tarımın keşfine Göbeklitepe mi neden oldu?

Göbeklitepe kazılarında ortaya çıkan bulgular, tarımın insanlık tarihindeki dönüştürücü gücünü yeniden yorumlamayı gerektiriyor. Yeni görüşe göre, henüz avcı-toplayıcı kimliğini yitirmemiş topluluklar Göbeklitepe benzeri dinsel merkezler inşa edecek kadar güçlü bir sosyal yapı kazanmaya başlamıştı. Tarımın keşfi ise bu gibi merkezlerin dayattığı yaşam ve çalışma koşullarının sonucunda ortaya çıkmıştı.

gobeklitepe-de-tarimin-gizemi-aydinlaniyor2.jpg

Yabani buğday, badem ve yerfıstığı bulundu

Bu durumda ilk soru tekrar akla düşüyor: Göbeklitepe’yi inşa eden tarih öncesi insanlar gerçekten avcı-toplayıcı mıydı, yoksa tarıma başlamışlar mıydı? Hem anıtların ait oldukları tarih hem de yörede bulunan bitkisel kalıntılar bunu gösteriyor. Göbeklitepe’de çıkarılan toprakta bugüne kadar rastlanan bitki tanelerinin hepsi yabani türlere ait.

Bu bitki türlerinin başında siyez buğdayı geliyor. Kültüre alınan en eski buğday türlerinden olan siyez buğdayının Göbeklitepe’deki kalıntıları bitkinin o dönemde henüz evcilleştirilmediğini gösteriyor. Yörede rastlanan diğer yabani türler ise badem ve yerfıstığına ait.

Tüm tahılların atası kızıl buğday!

Göbeklitepe, tarihi yeniden yazdırmayı gerektirebilecek bir fikre daha kapı açıyor. Mevcut arkeolojik bilgilere göre bölgenin tarihteki en eski ibadet alanı olduğu düşünülürse, bu coğrafya aynı zamanda tarımın da doğduğu yer olabilir! 5 yıl önce yaşamını yitiren Klaus Schmidt, bu bölgenin 9 bin 600 yıl önce insanların avcı-toplayıcılıktan üreticiliğe geçiş yaptığı alan olduğunu ortaya atmıştı.

gobeklitepe-de-tarimin-gizemi-aydinlaniyor4.jpg

Bu görüşü destekleyen en önemli veriler ise Almanya’daki Max Planck Enstitüsü’nde yapılan araştırmalara dayanıyor. 338 buğday türünün karşılaştırıldığı bu çalışma sonucunda, tüm tahılların kökeninin Göbeklitepe yakınlarındaki Karacadağ bölgesinde yetişen kızıl buğday olduğu ortaya konulmuştu.

Ekmeği ilk tadan insanlar onlardı

Bu bilgiler, Göbeklitepe kazılarında ortaya çıkarılan değirmen benzeri kaplarla birlikte düşünüldüğünde, anıtları inşa eden ve burada ibadet için toplanan insanların yabani buğdaylarla ekmek ve benzeri besinleri hazırlayan ilk insanlar olduğunu söylemek mümkün.

Toplulukların kendileri için büyük önemi olan bu dinsel ve sosyal merkeze yakın olma çabası, aynı zamanda beslenme ihtiyaçlarının da yeterli oranda ve düzenli olarak karşılanmasını zorunlu kılıyor. Bu durumda, çevredeki buğday kaynaklarının kullanılarak tarımsal faaliyete geçilmesi oldukça gerçekçi bir senaryo olarak karşımızda duruyor.

Göbeklitepe’de tarımın gizemi aydınlanıyor

Tarıma ve tarihe bakışımız değişecek!

Göbeklitepe’de yerleşik yaşama ve bitkisel üretime geçişe dair bilinmeyenleri ortaya koyan çalışmalar bugün büyük bir heyecanla sürerken, “İkinci Göbeklitepe” olarak adlandırılan Şanlıurfa-Karahan Tepe’de de kazılar geçtiğimiz Eylül’de başladı. İnsanın insanlaşma sürecinin belki de en önemli durağı olan bu coğrafya bakalım tarihe ve tarıma bakışımızı yakın gelecekte nasıl değiştirecek!


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Gübrede artan destekler fiyatlarla yarışabilecek mi?

Gübrede artan destekler fiyatlarla yarışabilecek mi?

Bitki beslemede ağırlaşan maliyetler karşısında üretici desteklerinin yüzde 100 arttırılacağı duyuruldu. Ancak 2020 başına oranla gübre fiyatlarındaki artış da yakında aynı seviyeye ulaşacağa benziyor. Enflasyona dair en iyimser tahminler ise sonbaharı işaret ediyor.

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Antioksidan özelikleriyle bilim insanlarının dikkatini çeken aronya, siyaha çalan kopkoyu mor rengini de bu yönüne borçlu. Meyve kısa bir süre önce adapte olduğu Türkiye topraklarında da üretimini hızla arttırıyor.

Üretici su kullanırken artık iki değil üç kez düşünecek!

Üretici su kullanırken artık iki değil üç kez düşünecek!

Sulama yapan üreticilerin Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ödediği hizmet bedelinde sistem değişiyor. Buna göre harcanan su arttıkça yapılan ödeme de katlanarak artacak.

Tarlaların gizemi ekin çemberlerinin öyküsü

Tarlaların gizemi ekin çemberlerinin öyküsü

Yıllar önce bir “şaka” ile başlayan, ardından bir gizem bulutuna dönüşen ekin daireleri, bugün ise sanatçıları, üreticileri, girişimcileri ve tarıma ya da görsel sanatlara meraklı pek çok insanı bir araya getiren bir kültür öğesi olarak arazileri süslemeye devam ediyor.

tarlasera Şubat sayısı okurlarıyla buluştu!

tarlasera Şubat sayısı okurlarıyla buluştu!

Kapak Konusu sayfalarında tarımda yaygınlaşan dijital teknolojileri inceleyen tarlasera’nın bu ay okurlarına iki de armağanı var.