tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

19.2.2018

Kralların sofrasından market raflarına

Kralların sofrasından market raflarına

Bir zamanlar kralların sofralarında yer alan enginara bugün hemen her mutfakta rastlanabiliyor. Üstelik onu artık yalnızca tezgahlarda değil market raflarında da bulabilmek mümkün.

Tarihteki birçok uygarlık tarafından “soylu” bir sebze olarak nitelendirilen enginar bugün halen kralların yiyeceği olarak tanınıyor. Hem lezzeti hem de diğer sebzelerden ayrılan görüntüsüyle dikkat çeken enginarın Türkiye’de en çok Bayrampaşa ve Sakız çeşitleri yetiştiriliyor.

Avrupalı asillerin yiyeceği

Deve dikeni bitkisinin seleksiyonu sonucu ortaya çıkan enginarın tarihi, Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu dönemlerine uzanıyor. Genel kanıya göre ise ilk kez Akdeniz ülkelerinde yetiştirilmeye başlandığı düşünülüyor. Fransa Kralı II. Henry’nin Catherine de Medici ile evlenmesi sonucu İtalya’dan Fransa’ya taşınan enginarın 16. yüzyılda Avrupa’daki asillerin sofrasını süslediği biliniyor.

krallarin-sofrasindan-market-raflarina2.jpg

İlk üretim Bayrampaşa’da

Avrupa’nın hemen ardından Osmanlı topraklarına gelen enginar burada ilk kez Bayrampaşa’da yetiştirildi. O tarihten sonra ise ilçenin sembolü haline geldi. Günümüzde Bayrampaşa’da sembolik bir üretim söz konusu olsa da ünlü Bayrampaşa enginarının üretimi bugün Marmara bölgesinde halen devam ediyor. Ege ve Akdeniz bölgelerinde ise ağırlıklı olarak küçük başlı ve açık yeşil renkli Sakız enginarı yetiştiriliyor.

Vejetatif yolla çoğaltılıyor

Çok yıllık bir bitki olan enginar bulunduğu yerde 10 ila 15 yıl süresince yaşayabiliyor. Ancak ekonomik olarak verimi zaman içinde azaldığı için 5-6 yılda bir plantasyonunun yenilenmesi gerekiyor. Çoğunlukla vejetatif aksamları ile çoğaltılan bitkinin son yıllarda yapılan ıslah çalışmaları sonucu tohumla üretime uygun çeşitlerinin de geliştirildiği ve İsrail ile Fransa’da tohumdan kurulmuş plantasyonlarının olduğu biliniyor.

krallarin-sofrasindan-market-raflarina3.jpg

Tezgahlardan sonra raflarda

Türkiye’de genellikle taze olarak tüketilen enginar dünyanın birçok ülkesinde dondurulmuş ve konserve olarak tüketiliyor. Ancak son yıllarda Türkiye’de de konserve ve dondurulmuş enginar üretiminin arttığı ve market raflarında yerini almaya başladığı görülüyor.

Türkiye’de yetişen enginarlar içinde çiçek tablasının büyük olmasından dolayı konserve yapımına ve dondurulma işlemine en uygun çeşit Bayrampaşa enginarı iken, Sakız enginarı çoğunlukla taze olarak tüketiliyor.


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Üretici su kullanırken artık iki değil üç kez düşünecek!

Üretici su kullanırken artık iki değil üç kez düşünecek!

Sulama yapan üreticilerin Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ödediği hizmet bedelinde sistem değişiyor. Buna göre harcanan su arttıkça yapılan ödeme de katlanarak artacak.

Tanımadığınız bitkiyi telefonunuza sorun!

Tanımadığınız bitkiyi telefonunuza sorun!

Tarım arazinizde ya da doğa yürüyüşlerinde rastladığınız yabani bir bitkiyi görür görmez tanımak ister miydiniz? PlantNet isimli akıllı telefon uygulaması bu zorlu görevi yerine getirmeye aday.

Kadınlar tarımda da duvarları yıkıyor

Kadınlar tarımda da duvarları yıkıyor

Hindistan’da özelleştirme ve desteklerin kaldırılmasını öngören yeni tarım yasasına karşı eylemlerde beşinci aya girildi. Tarımsal üretim ve işgücünde önemli paya sahip kadınların mücadeleye verdiği katkı ise büyük anlam taşıyor.

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Antioksidan özelikleriyle bilim insanlarının dikkatini çeken aronya, siyaha çalan kopkoyu mor rengini de bu yönüne borçlu. Meyve kısa bir süre önce adapte olduğu Türkiye topraklarında da üretimini hızla arttırıyor.

Tarlaların gizemi ekin çemberlerinin öyküsü

Tarlaların gizemi ekin çemberlerinin öyküsü

Yıllar önce bir “şaka” ile başlayan, ardından bir gizem bulutuna dönüşen ekin daireleri, bugün ise sanatçıları, üreticileri, girişimcileri ve tarıma ya da görsel sanatlara meraklı pek çok insanı bir araya getiren bir kültür öğesi olarak arazileri süslemeye devam ediyor.