tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

21.1.2019

Yerli muza yeni bir kıvılcım gerek!

Yerli muza yeni bir kıvılcım gerek!

Muzda örtü altına geçiş ve hızla artan verim 20 yıl içinde Türkiye’yi başlıca üretici ülkeler arasına soktu. Buna karşın yerli üretim hala yeterli değil, ihracat ise sembolik düzeyde.

Her tüketicinin dört gözle mevsiminin gelmesini beklediği bir favori meyvesi vardır. Ancak bir de bazı meyveler vardır ki, sevmeyenine rastlamak çok zordur. Tüketmesi en kolay, yemesi de en lezzetli meyvelerden olan muz belki de çoğu tüketicinin beğeni listesinde üst sıralara oynayabilen yegane meyve!

Tüketici cephesinde bu denli popüler olan muz aynı zamanda tropik ve subtropik iklim kuşağında yer alan birçok ülkede düşük maliyetlerle yetiştirilebiliyor. İşte tam da bu yüzden ihracat ve ithalat hacmi en yüksek olan meyveler arasında da ilk sırada geliyor. Türkiye’de de Akdeniz bölgesi subtropikal yetiştirme koşullarıyla muzun bu renkli pazarını yaşatan ülkeler arasında.

2000’ler dönüm noktası oldu

Toros Dağları tarafından korunmuş, dağların eteklerindeki mikroklima iklime sahip yerlerdeki muz bahçeleri zaman zaman soğuktan zarar gördüğünden 2000’li yıllarla birlikte örtü altına alınmaya başladı. Yüksek sıcaklığın yanında yüksek neme de ihtiyaç duyan muzun örtü altına alınması için o dönem üreticiye düşük faizli krediler verildi. Bugün dal bazında 115 kg’ye kadar çıkabilen verim oranı bu kararın doğruluğunu kanıtlıyor. Bu artışta, seralarda kullanılan iklimlendirme sistemlerinin da büyük etkisi var.

yerli-muza-yeni-bir-kivilcim-gerek2.jpg

Yerli muzun ithal muzdan farkı ne?

Türkiye’de yetişen muzların kabuğunun ithal muzlara göre daha ince olduğunu belirten Anamur Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş, ithal muzla yerli muzun farklarını şu sözlerle anlatıyor: “Dünyanın en büyük muz ihracatçısı Ekvador’da muzun dışı kimyasal bir maddeyle mumlanıyor. Ardından bu muzlar Türkiye’ye gelmek için yaklaşık 1 ay yolculuk yapıyor. Yerli muz ise hasadından sonra 15-20 gün içinde tüketiliyor. Bu nedenle yerli muzun aroması ve besin değeri ithal muzdan daha fazla.”

Tüketimi 5 kat arttı

Yerli muzlar yalnızca besin değeri açısından değil, tüketim rakamlarında da baskın. “Muz eskiden lüks tüketim ürünüydü. Bugün ise yerli tüketicinin sofrasına girebiliyor” diyen Gümüş, ülke genelinde artan üretimle birlikte yerli muz tüketiminin de yükseldiğine dikkat çekiyor: “10 sene önce kişi başı yıllık muz tüketimi 1-1,5 kg iken, bu oran yıllık 6 kg’a çıktı. Türkiye’de yıllık 480-500 bin ton muz tüketimi var. Bunun yüzde 60-65’lik kısmını ise yerli muz karşılıyor.”

Kaçak muzlar piyasayı olumsuz etkiliyor

Peki tüm bu üretime karşın neden ithal muzlar yine de pazarda kayda değer bir yer kaplıyor? Kaçak şekilde piyasaya sunulan ithal muzların yerli ürünlerin fiyatını düşürmesi bunun bir nedeni. “İthal muz miktar olarak eksik beyan ediliyor” diyen Gümüş, “Bir kişi 18 kg ağırlığındaki 1 koli muzu 9-10 doların altında Türkiye’ye getiremiyor. Nakliye masrafıyla birlikte şu anda Mersin Serbest Bölgesi’nde koli bazında 12 doların altında ithal muz yok. Bir koli muz 200 TL’nin altında satılırsa zarar edilir ancak kaçak koliler nedeniyle 80-120 TL civarında satılıyor” diyor.

yerli-muza-yeni-bir-kivilcim-gerek3.jpg

Yüksek maliyetler ihracat önünde engel

Elbette kendine yeterlilik kadar ihracat da bir diğer ekonomik hedef olmalı. Türkiye’nin muz ihracatı şu an için ithalatının yanında sembolik düzeyde. “Muz Ekvador’da açık alanda kendiliğinden yetişen bir bitki, ama Türkiye’de çoğunlukla örtü altında yetiştirildiğinden maliyetler çok yüksek” diyen Gümüş, “Bu şartlarda muzun taze olarak tüketilmesi için ihraç etmemiz mümkün değil. Birkaç yerli firma muzu donmuş ve kurutulmuş halde ihracını gerçekleştiriyor. Bu alanda devlet desteğiyle Ar-Ge çalışması yapılırsa donmuş ve kurutulmuş halde muz ihracatı artabilir” yorumunu yapıyor.

Yeni bir kıvılcım yakmak için

1997 yılından bu yana Türkiye’nin muz üretimi büyük bir ivmeyle artmaya devam ederken hala ithalatçı olması düşündürücü. Bu durumu tersine çevirebilmek için örtü altına geçiş ve verimde yakalanan başarının farklı kulvarlara da taşınması gerek. Muz kaçakçılığının önlenmesi, akıllı sera gibi teknolojilerin adaptasyonu ve teşviklerin yeterli rekolteye ulaşana kadar devam etmesi, muzda yepyeni bir kıvılcımı yakmanın yolları olarak görünüyor.


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Tanımadığınız bitkiyi telefonunuza sorun!

Tanımadığınız bitkiyi telefonunuza sorun!

Tarım arazinizde ya da doğa yürüyüşlerinde rastladığınız yabani bir bitkiyi görür görmez tanımak ister miydiniz? PlantNet isimli akıllı telefon uygulaması bu zorlu görevi yerine getirmeye aday.

Akdeniz'in gizli hazinesi gölevez

Akdeniz'in gizli hazinesi gölevez

Afrika ve dünyanın tropik bölgelerinde yaygın biçimde tüketilen gölevez Türkiye’nin güney kesimlerinde ekim alanlarını genişletmeye başladı.

İHA’lar da bitki koruma mesaisine başlıyor

İHA’lar da bitki koruma mesaisine başlıyor

Zirai mücadelede kullanılan araçlara ilişkin yeni yönetmelik taslağı, insansız hava araçları ve drone’ların bitki koruma uygulamalarında kullanımını düzenliyor.

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Antioksidan özelikleriyle bilim insanlarının dikkatini çeken aronya, siyaha çalan kopkoyu mor rengini de bu yönüne borçlu. Meyve kısa bir süre önce adapte olduğu Türkiye topraklarında da üretimini hızla arttırıyor.

Tarlaların gizemi ekin çemberlerinin öyküsü

Tarlaların gizemi ekin çemberlerinin öyküsü

Yıllar önce bir “şaka” ile başlayan, ardından bir gizem bulutuna dönüşen ekin daireleri, bugün ise sanatçıları, üreticileri, girişimcileri ve tarıma ya da görsel sanatlara meraklı pek çok insanı bir araya getiren bir kültür öğesi olarak arazileri süslemeye devam ediyor.