tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

26.9.2013 07:38:00

Soya kurtarıyor

Soyanın kullanın alanı hayli geniş. Bu nedenle Türkiye’nin soyadaki ithalat faturası hayli kabarık. Ege Tarımsal Araştırma Merkezi'nin geliştirerek tescil ettirdiği "Umut 2002" ve "Cinsoy" adlı tohum çeşitlerinin Türkiye’yi soyadaki dışa bağımlılığından kurtarması bekleniyor. Üretim şartlarına uygun tohumların melezlenmesiyle elde edilen türler yüzde 18-24 oranında yağ, yüzde 35-40 oranında protein içeriyor. “Cinsoy” için dekar başına 250 ile 450 kilogram arasında, “Umut 2002” için ise 250 ile 330 kilogram arasında verim alınabiliyor. Ege Tarımsal Araştırma Merkezi Müdürü Yakup Karaman tarımsal araştırma merkezlerinin ıslah çalışmalarıyla verimli sonuçlar elde ettiğini, dışa bağımlılığın bu çalışmalarla geriletildiğini söyledi. Tescil ettirilen yeni soya çeşitlerinin bu yönde umut verdiğini ifade etti: "Soya, Türkiye'nin ihtiyacı olan bir bitki. Hem yağ hem hayvancılık sektöründen büyük talep görüyor. Özellikle bitkisel yağ açığının kapatılması açısından büyük önem kazanıyor. Ürettiğimiz yeni türlerin verimi yüksek. Türkiye kendi tohumuyla üretim yaparsa, bitkisel yağda ithalatı da azaltır. Geliştirdiğimiz bu 2 türe çiftçimiz ve sanayicimiz ilgi gösterip üretirse soya yağı ithalatı için yılda 1.5 milyon dolara yakın dövizimiz yurtdışına gitmemiş olacak. Geliştirdiğimiz türlerle Ege Bölgesi'nde birincil ve ikincil ürün olarak ekilerek yılda iki defa mahsul alınabiliyor. Bölgenin iklim özelliği buna müsaade ediyor. Buğday ve arpa hasadından sonra üretici isterse ikinci ürün olarak soya ekebilir." Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın tarım ürünleri içinde üretimine en fazla prim ve girdi desteği verdiği ürünler arasında yağlı tohumlar bulunuyor.  Soya da bunlardan biri. Yakup Karaman prim desteğinin yanı sıra mazot, gübre, sertifikalı tohum kullanma gibi girdi destekleriyle üretim maliyetinin sıfıra indiğine dikkat çekiyor. Sonrasında atılması gereken adımlar konusunda, “Soya üretimini artırmak için bundan sonraki iş çiftçimize ve bu ürünü girdilerinde kullanan sanayicimize düşüyor. Sanayiciler, yerli üretime gerekli önemi verirse önümüzdeki yıllarda ithalatın önü kesilmiş olacak” sözleriyle uyarıyor.

Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretildi. Ancak seri üretime geçemeyen HSG artık yalnızca müze ve fotoğraflarda yaşıyor.

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

FAO yenilebilir kaktüs türlerinin 21. yüzyıla damga vuracağını açıkladı. Başrolde ise Türkiye’de de yetişen ve “kaynanadili” olarak bilinen dikenli incir var.

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Zararlıları bitkiye konmadan önce tespit eden sensörler ilaç kullanımını en aza indirirken yararlı böcekler de korunmuş olacak.

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Son 10 yılda 5 katına çıkan nar üretimi ihtiyacın sınırlarını çoktan aştı. Pazar bulamayan üreticilerin beklentisi daha fazla tüketim ve ihracat.

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Tarımda çocuk işçiliği ile güvencesiz koşullarda çalışma sorunu, söz konusu kız çocukları olduğunda katlanarak artıyor.