tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

31.10.2014 12:05:58

Turizm nedeniyle tarım arazileri yok ediliyor

Antalya Türkiye’nin tarımsal üretimde ilk sıralarda yer alan şehirlerinden biri. Ancak turizm sektörüne yapılan yatırımlar ve çarpık kentleşme tarım sektörünü tehdit eder hale geldi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını önlemek için ‘Büyükova’ projesini başlatacağını duyurdu. Ancak Bakanlığın bu yaklaşımına rağmen tarım arazileri hızla yok olmaya devam ediyor. Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) yaptığı araştırmaya göre, Antalya’da son 10 yılda 267 bin dekar tarım toprağında inşaat başlatıldı. En büyük kayıp ise Manavgat, Kaş ve Akseki ilçelerinde yaşandı. Antalya’nın 2004’te 3 milyon 913 bin 750 dekar olan toplam tarım arazi miktarı aradan geçen 10 yılda 3 milyon 646 bin 280 dekara geriledi. Verimli tarım topraklarındaki kayıp miktarı 341 bin 455 dekar olarak gerçekleşti. Dört ilçede tarım yapılabilir tarım arazisi 73 bin 986 dekar artınca toplam kayıp miktarı 267 bin 469 dekarda kaldı. Antalya’nın tarım topraklarını kaybetmesindeki başlıca neden verimli arazilerin imara açılması oldu. Bunu plansız ve çarpık kentleşme takip etti. Yanlış tarım politikalarının yanı sıra arazilerin miras yoluyla bölünmesi kaybı hızlandırdı. Antalya’da hızla gelişen turizme bağlı olarak birbiri ardına yükselen konaklama tesisleri de kayıptaki bir başka neden oldu. Toplam 19 ilçesi bulunan Antalya’da 2004-2014 yılları arasında 15 ilçenin tarım toprakları azaldı. En büyük kayıp 94 bin 575 dekarla Manavgat’ta gerçekleşti. İkinci sıradaki Kaş’ta 86 bin 836 dekar, üçüncü olan Akseki’de ise 71 bin 221 dekar tarım toprağı son 10 yılda kayboldu. Antalya’da tarım yapılabilir arazi miktarının yüzde 18 olduğunu söyleyen ATB Başkanı Ali Çandır, "Gelecekte açlık, kıtlık gibi terimlerle karşılaşmak ve kötü durumlara düşmek istemiyorsak şimdiden önlemlerimizi almalıyız. Tarım alanının giderek azaldığı bir çevrede kır-kent arasındaki yapı sosyolojik açıdan büyük çöküntülere sebep olurken çevre, doğal yaşam, ekolojik denge ve biyolojik çeşitlilik üzerine olumsuz yansıyacak ve zarar vermeye devam edecek. Bugünü yaşarken, yarını planlamalıyız. Dünyanın sadece bizim kontrolümüzde olmadığını, gelecek kuşaklara da yaşama ve planlama hakkını tanımamız gerektiğini unutmamalıyız. Devlet politikalarını ve planlarını oluştururken, tarım topraklarının önemini aklımızın bir köşesinde tutabilirsek, aslında neler yapmamız ve yapmamamız gerektiğini vicdanen herkes kendisine söyleyecektir” dedi.

Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretildi. Ancak seri üretime geçemeyen HSG artık yalnızca müze ve fotoğraflarda yaşıyor.

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

FAO yenilebilir kaktüs türlerinin 21. yüzyıla damga vuracağını açıkladı. Başrolde ise Türkiye’de de yetişen ve “kaynanadili” olarak bilinen dikenli incir var.

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Zararlıları bitkiye konmadan önce tespit eden sensörler ilaç kullanımını en aza indirirken yararlı böcekler de korunmuş olacak.

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Son 10 yılda 5 katına çıkan nar üretimi ihtiyacın sınırlarını çoktan aştı. Pazar bulamayan üreticilerin beklentisi daha fazla tüketim ve ihracat.

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Tarımda çocuk işçiliği ile güvencesiz koşullarda çalışma sorunu, söz konusu kız çocukları olduğunda katlanarak artıyor.