tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

15.11.2017

Antalya’daki hortum felaketini üreticiler anlatıyor

Antalya’daki hortum felaketini üreticiler anlatıyor

Antalya’nın batısında binlerce dönüm sera ve bahçenin yanı sıra üreticilerin evlerinin de zarar gördüğü hortum felaketinin ardından tarlasera.com’un görüştüğü üreticiler bölgenin afet bölgesi ilan edilmesini talep ediyor.

Antalya’nın batı bölgelerinde etkili olan şiddetli yağış ve hortum felaketinin bilançosu ortaya çıkmaya başladı. En az 38 kişinin yaralanmasına neden olan hortum, başta örtü altı üretimin kalbinin attığı Kumluca, Finike ve Demre olmak üzere pek çok bölgede tarım arazilerini yerle bir etti.

Daha önce böylesi yaşanmadı

Antalya’da bir gün önce akşam saatlerinde etkisini arttıran yağışın ardından oluşan hortum denizden karaya doğru ilerleyerek geniş çapta bir alanı etkisi altına aldı. Örtü altı sebze ve narenciye üretiminin yoğunlukta olduğu Turunçova, Mavikent, Beymelek, Yeşilyurt, Yuvalı ve Çavdır gibi mahallelerde çok sayıda sera ve yerleşim yerinde yıkıma neden olan afet Kaş ve Kemer ilçelerinde de hissedildi.

Felaketin ardından Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, hortuma saatte hızı 70-80 kilometre civarındaki fırtınanın neden olabileceğini belirtildi. tarlasera.com’un bölgede sıcağı sıcağına görüştüğü üretici ve zirai bayiler, bölgede daha önce böylesi güçlü ve yıkıcı bir fırtınanın yaşanmadığını dile getiriyor.

antalya-daki-hortum-felaketini-ureticiler-anlatiyor2.jpg

3 bin 500 dekar yüzde 100 hasarlı

Hasar tespit çalışmalarının sürdüğü Finike bölgesinde şimdiden yaklaşık 3 bin 500 dekarlık kapalı tarım arazisinin yüzde 100 hasarlı olarak tespit edilmiş durumda. Finike ilçesinde zirai bayiliğin yanı sıra narenciye üreticiliği de yapan Aksu Tarım’dan Musa Suyabatmaz, hortumun en yoğun şekilde Demre-Beymelek, Kumluca-Mavikent ve Finike-Turunçova bölgelerinde yıkıcı etki yarattığını söylüyor.

“Hortum yalnızca bu bölgede 4-5 kilometre uzunluğunda, 100-150 metre genişliğinde bir alanı yerle bir edip geçmiş” diyen Suyabatmaz, “ Ben 45 yaşındayım. Daha önce de afetler yaşadık; ama tüm bitki örtüsünü, narenciye ağaçlarını, hatta evleri, arabaları alıp götürecek böyle bir felaket hiç olmamıştı” yorumunu yapıyor.

Afet bölgesi ilan edilmeli

Türkiye’nin en önemli sera alanlarından olan Kumluca da hortumun en çok zarara uğrattığı bölgeler arasında. Bölgede sigortalı üreticilerin oranının yüzde 20’yi geçmediğini söyleyen Kumluca Tarım’dan Ahmet Dumanoğlu, “Devletten kredi ile sera kuranlar dışında üreticilerin çoğu afete karşı savunmasız durumda” diyor.

antalya-daki-hortum-felaketini-ureticiler-anlatiyor5.jpg

Kumluca’da binlerce dönüm arazinin tapusunun olmamasının en önemli sorun olduğunu söyleyen Dumanoğlu, devletin bölgeyi afet bölgesi olarak ilan etmesi gerektiğini söylüyor: “Bir deprem olduğunda devlet evi yıkılan mağdurlar için ev yapıyor. Burada da üreticinin evi zarar görmüş, ekmek kapısı serası yıkılmış. Burası da afet bölgesine çevrilmeli. Yalnızca faizleri ertelemek çözüm değil.”

Van depremi örneği

Turunçova’da faaliyet gösteren Çoban Tarım’dan Yasemin Kolak da aynı görüşte. “Nasıl Van depreminde tüm Türkiye yardımcı olduysa aynısı olması lazım. Çünkü bu durum da depremden farklı değil. İnsanların geçim kaynağı gittiği zaman yapabilecekleri hiçbir şey yok” diyen Kolak, “Üreticilerin çoğu zaten borçlu. Eskisi gibi kâr marjları yok, kıt kanaat geçiniyorlar. Bir de böyle bir afetin yaşanması hiç kimsede moral bırakmadı” diye konuşuyor.

Üretici afet sigortası yapamıyor

Hortumun yarattığı maddi hasarın telafisinin çok zor olduğunu söyleyen Suyabatmaz, “Üretici için 1 dekar serayı kurabilmek 50 bin TL’yi buluyor. Sökülen bir portakal bahçesinin o seviyeye gelmesi yıllar de alıyor. İnsanların hayatta kalabilme mücadelesinin yanında bir de borçlarını ödeyebilmeleri çok zor” diyor.

antalya-daki-hortum-felaketini-ureticiler-anlatiyor.jpg

Sigorta primlerinin artmasından dolayı üreticilerin çoğunun afet sigortası yaptırmaya sıcak bakmadığını söyleyen Suyabatmaz, “Dileğimiz elbette devletin maddi zarara karşılık olarak üreticilere yardımda bulunması. Ama en azından hasar tespit süreci en kısa zamanda biter ve insanlar belli bir yardım görürse zaman kaybedilmemiş olur” yorumunu yapıyor.


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretildi. Ancak seri üretime geçemeyen HSG artık yalnızca müze ve fotoğraflarda yaşıyor.

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

FAO yenilebilir kaktüs türlerinin 21. yüzyıla damga vuracağını açıkladı. Başrolde ise Türkiye’de de yetişen ve “kaynanadili” olarak bilinen dikenli incir var.

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Zararlıları bitkiye konmadan önce tespit eden sensörler ilaç kullanımını en aza indirirken yararlı böcekler de korunmuş olacak.

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Son 10 yılda 5 katına çıkan nar üretimi ihtiyacın sınırlarını çoktan aştı. Pazar bulamayan üreticilerin beklentisi daha fazla tüketim ve ihracat.

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Tarımda çocuk işçiliği ile güvencesiz koşullarda çalışma sorunu, söz konusu kız çocukları olduğunda katlanarak artıyor.